Blog ve RSS ler

Blog’lar ve RSS
Bu yazıyı okuyunca bir blog’un ve RSS’in nasıl çalıştığı hakkında fikriniz olacak.

Bloglar (weblog) kısa sürede çok hızla yaygınlaştı. Bunun temel birkaç sebebi var.

Bir Blog aslında, kişi veya kuruma özel, browser’ımızda yayınlanan HTML tabanlı bir sayfadır.
Bu sayfaya kişi veya kuruluşlar deneyimlerini, izlenimlerini, duygu ve düşüncelerini tarih sırasına göre yazarlar.
Bir blog aslında özel bir yayınlama teknolojisidir.

HTML bütün dünyanın web yayınlama standardı olarak birleştiği bir dildir.
Ancak blogların geleneksel web sayfalarından temel farklılıkları vardır.
Bunlardan en önemlisi RSS yayınlama veya dağıtım standartlarını kullanmasıdır.
RSS’in ne olduğunu birazdan açıklayacağım; ancak öncelikle bilmeniz gereken, RSS sayesinde Bloglar kolayca ulaşılabilir ve güncellendiğinde okuyucuları tarafından kolayca takip edilebilir bir yapıya kavuşur.

RSS ifadesi “Really Simple Syndication” in baş harflerinden oluşur.
Kullanımı tamamıyla blogların (veya ilgili sitenin) yayınlanması veya dağıtımı ile ilgilidir.

Bloglar RSS’ler sayesinde bu kadar popüler olmuşlardır.
Çünkü RSS standardı sayesinde blog okuyucuları, bloglardan kolayca haberdar olabilir ve güncellemeleri anında, sorunsuzca takip edebilirler.
Durum böyle olunca blog yayınlarını takip etmek çok kolay ve yaygın hale gelmiştir.

Hatta RSS o kadar kabul görmüştür ki, Blog olamayan sıradan web sitelerinde dahi kullanılmaya başlanmıştır.

RSS, bir blog’un (veya web sitesinin) başlık, içerik, tarih gibi bilgilerini barındıran standart yapıdaki bir dosyadır.
Bu bilgileri okuyan özel programlar veya servisler vardır.
Böylece blog’un takipçisi güncellemelerden anında haberdar edilerek, uyarılır.

RSS’ler başlangıçta haber sitelerinde veya haber bloglarında güncellenmiş bilgilerin kolayca yayınlanması için kullanıldı.
Ancak zaman içinde blog yapısı içinde de yaygınlaştı:
 


Yukarıdaki ekran fotoğrafında, bir RSS okuyucu programı görüyorsunuz (http://www.feeddemon.com ).
Okuyucu programlar aynen bir e-posta programı gibi RSS üyelerini barındırır ve sürekli onları gözlemler.
Bu üyeler: bloglar, haber siteleri olabilir.
Sonuçta üyelerden herhangi birisinde bir güncelleme olduğunda program anında sizi uyarır.
Böylece siz de yeni haber ve blog içeriklerinden anında haberdar olursunuz.
Sol taraftaki alanda üye olunan bloglar görülüyor.
Yanlarındaki rakamlar da sizin henüz okumadığınız haber veya içerikleri işaret ediyor.
İşte bu sistem sayesinde Bloglar yaygın hale gelebildi.
RSS sayesinde herhangi bir değişiklikten anında haberdar olabiliyoruz ve üye olduğumuz blogları kolayca takip edebiliyoruz.

RSS, isim olarak çok bilinmese bile en az blogları kullandığımız kadar bu alt yapıyı kullanıyoruz.
RSS bu yapısıyla web’deki kabul görmüş yayınlama ve dağıtım standardıdır.
Böyle bir standart gerçektende işlerimizi çok kolaylaştırıyor.
RSS’in ne olduğunu inceledikten sonra, isterseniz gelin şimdi bir de yapısını yakından inceleyelim.


RSS’in Yapısı
RSS basit bir yapıya sahiptir.
Öncelikle metinsel ifadelerle oluşturulur ve gözle takip edilebilir.
Biraz daha açıklayayım.
RSS dosyaları gerçekte birer XML dosyasıdır.
XML nedir? derseniz konu gerçekten çok geniş.
Ancak şu kadarını bilmeniz yeterli: XML, verinin internette serbestçe dolaşımı için oluşturulmuş metin formatında bir dildir (teknolojidir).

XML’de veriler etiketler (taglar) halinde bölümlere ayrılır.
XML verilerini kullanacak program veya serviste bu etiketlerin içindeki veriyi okuyarak kullanır.
XML’in en önemli özelliği metin formatında olmasıdır.
Diğer bir ifade ile baktığınızda yazılanları okuyabilirsiniz (aynen HTML gibi).

Diğer yapılar gibi binary formatta yani makine dilinde değildir.
Teknik olarak bunun anlamı internette serbestçe dolaşabilir yapıda olmasıdır.
Binary -yani sadece makinelerin okuyabileceği- formatlar, internet üzerinde bir takım firewall’lara (güvenlik duvarlarına) takılma riskine sahiptir.

RSS dosyaları da özel yapıdaki bir XML dosyasıdır.
Burada oluşturulacak etiketler bir standarda bağlanmıştır ve RSS verisi bu bilinen yapı içinde saklanır.

 

RSS dosyasının yapısı yukarıdaki gibidir.
Daha önce karşılaşmadıysanız XML formatı böyle bir şeydir.
Burada taşınan veriler “item”, “Description” gibi üzerinde mutabık kalınmış etiketler içinde tanımlanıyor.
Okuyucu program ya da serviste bu etiketlerin içini okuyarak bize daha güzel ve yönetilebilir bir şekilde sunuyor.
Okuyucu program veya servisin bir görevi de bu dosyayı sürekli takip ederek güncellendiği anda sizi uyarmasıdır.
Bunlar için tasarlanmış programlara RSS aggregator’ler veya RSS reader’lar denir.
RSS aggregator (RSS reader)  programları oldukça fazla sayıda ve özelliktedir.
Ayrı bir yazımda bu konuya deyinmek isterim.
RSS aggregator’ler bilgisayarınıza kurulan programlar olabileceği gibi web’de herhangi bir servis de olabilir. Siz bu servislere kayıt olarak hizmetten faydalanırsınız. Her iki yönteminde avantaj ve dezavantajları vardır; ama bu ayrı bir yazı konusu.

Blog servisleri veya RSS hizmeti kullanan servisler RSS çıktılarını kendileri otomatik üretirler. Kullanıcının bunun için bir şey yapması gerekmez.

Otomatik RSS üretiminin yanı sıra dilerseniz kendi RSS çıktılarınızı kendiniz oluşturabilirsiniz.

Bunun için yukarda belirttiğim gibi bir XML dosyası oluşturup, standart etiketleri tanımlayıp içini doldurmanız yeterli.
Basit bir metin editörü ile bu işi kolayca yapabilirsiniz.
Buradaki kritik nokta etiket tanımlarını RSS standartlarına göre yapmanız ve XML yazım kurallarına uymanız.
Eğer bir metin editörü kullanmak işi karmaşıklaştırıyorsa bu iş için yapılmış grafik arabirimli programlar mevcuttur:

 

 


Örneğin yukarıdaki ekran görüntülerinde bir RSS dosyasında zorunlu olan alanlar ve seçmeli olan alanlar grafik ekranda belirtilmiş ve sizin bu zorunlu alanları doldurmanız istenmiştir.
Örneğin dosyanın “title” (başlık) veya “Description”  etiketi zorunludur.
Aynı şekilde “item” (madde, içerik) larda da başlık (“title”) ve açıklama girmelisiniz.
İşte bütün bunları size grafik arabirim olarak sunan programlar oldukça fazladır.
Web’de ufak bir aramayla bu programları kolayca bulabilirsiniz (bu örnekte feedforall -http://www.feedforall.com kullanılmıştır).
Hatta bu grafik arabirimi web hizmeti olarak veren siteler de vardır.
Grafik arabirimler vasıtası ile eklediğiniz veriler sonuçta XML formatında RSS standartlarında yukarıdaki gibi bir dosyaya çevrilir.

Bu dosya da web’de bir sunucuda saklanır.
Ziyaretçileriniz RSS okuyucu programlarına bu adresi tanımlayarak, dosyaya ait güncel verilere anında ulaşırlar.

Örneğin diğer bir RSS editöründe benim oluşturduğum RSS XML belgesi şöyle:

 

Sol üst köşede RSS alanları doldurmak için grafik bir arabirim sunulmuş.
Sağ tarafta bu alanlara göre tarayıcıdaki (Browser’daki) görünüm gösteriliyor.
Diğer bir ifadeyle RSS içeriğinin çıktısını anında görebiliyorsunuz.
Alt tarafta da belgenin gerçek hali gösteriliyor.
Buna göre bir RSS belgesinde zorunlu olarak doldurulması gereken başlık veya giriş bilgileri vardır. Bu bilgileri RSS Reader (okuyucu) veya RSS aggregator’ler okur.

Bunun haricinde RSS belgemizin diğer kısımlarını “item” etiketi ile belirtilen “içerikler” oluşturur.
İşte bu “item” lara ilgili haber veya içerikleri yazarak, RSS belgemizi kullanılır hale getiririz.
Sonuçta yazdığınız her bir madde RSS Reader’lar tarafından algılanıp kullanıcıları uyarılacaktır.
Bu belgeyi zafer.xml adında (bilgisayarımda bir yere kaydettikten sonra), internetteki sunucumda herhangi bir yere yüklüyorum.
Daha sonra adresini RSS reader programıma bildiriyorum:

 

Oluşturduğum dosya artık RSS okuyucum tarafından algılanabilir bir konumda:

 

Güncellemeleri doğrudan sunucudaki yerinden yapabilirim.

Gördüğünüz gibi oluşturduğum dosyanın içeriği reader programım tarafından şekillendirilerek daha okunabilir bir halde sunulmuş.
RSS dosyamda yapacağım değişiklik veya ilaveler anında algılanarak üyeleri uyarılacak.
İşte blog yayınlama mekanizması da böyle çalışıyor, bloglarınız otomatik olarak RSS formatına çevriliyor ve RSS Reader’lar sayesinde üyeleri günlüğünüzü kolayca takip edebiliyor.
Konu oldukça geniş; ancak son olarak RSS’in kendi içinde versiyonları olduğunu belirtmek isterim.
Bu versiyonlar arasında çok büyük farklılıklar yok.
Sonuçta hemen her RSS Reader veya RSS web servisi tüm versiyonlarla uyumlu çalışabiliyor.